Geçtiğimiz ay Beste Ertürk adında bir hanımın can dostu Kaşmir kaybolmuş ve kayıp ilanı sosyal medyada geniş kitleler tarafından paylaşılmıştı. Beste Hanım köpeği Kaşmir'e nihayet kavuştu. Bu mutlu habere onunla birlikte hepimiz sevindik.
Çok uzun zamandır ara verdiğim yazılarıma ne zamandır tekrar dönmek isterken
başımıza öyle bir olay geldi ki tekrar yazmak icin bundan daha iyi bir sebep
olamaz dedim kendi kendime. Hem Kaşmir’in kaybolmasıyla yakından ilgilenenler
neler olduğunu merak ediyorlar hem de –ki en önemlisi de bu bence– biliyorum ki
birazdan anlatacağım hikâyenin benzerini yaşayanların sayısı çok ve onlardan
birine bir nebze yardımcı olabilirsem ne mutlu bana. Çok uzatmadan başlayım
anlatmaya.
Evimizin şımarık çocuğu 4 ayaklı oğlumuz Kaşmir 23. Ocak. 2012 günü Ataköy’de
kayboldu. 8.5 yıldır her gün günde iki defa yürüdüğü parkurda bir anda ortadan
yok oldu. Ben, ailem ve çok yakınlarım, doğal olarak, perişan bir halde tam bir
ay boyunca hiç durmaksızın onu aradık. Çok üzüldük, çok yıprandık ama aramaktan
hiç vazgeçmeden onu bulmak için uğraştık durduk. Sonunda da ne şanslıyız ki biz
oğlumuza kavuştuk. Ama gerçekten de çok şanslıydık. Şimdi oğlumuz bizimle
birlikte, evinde ve huzurlu. En önemlisi de bu.
İnsan böyle bir durumun içine düşünce panikle ve acıyla çok mantıklı
düşünemiyor. Ancak el yordamıyla yolunu bulmaya çalışıp duruyor. Bu yazının da
asıl yazılış sebebi bu noktada başlıyor. O panik halinde kılavuz niteliğinde bir
şey olabilir mi bu yazı diye. Köpeği kaybolan acılı insanları bir nebze olsun
sakinleştirip onları doğru bir şekilde yönlendirebilir miyim diye.
Aranan şey ne olursa olsun köpek, insan, hatta ve hatta herhangi bir cansız
obje elinde hiç bir ipucu olamadan insanin yönünü bulmak çok zor oluyor. Hatta
bence kaybolan her ne olursa olsun kayıp bir şeyi aramak kesinlikle delirme
sebebi olabilir. Ne olduğunu bilememek, ne yapacağını bilememek insanı
kesinlikle delirtebilir. Çok zor olsa da böyle bir durumda sakin kalmak
gerekiyor. Benim için de sakin kalmayı başarmak çok kolay olmadı ama şanslıyım
ki yanımdaki insanlar bana çok destek oldular. Umarım sizin de etrafınızda sizi
sakinleştirip hedefe odaklanmanızı sağlayacak insanlar olur. Bu da köpeğimi
aramamda bana hız kazandırmış oldu.
Kayıp köpeğinizi ararken neler yapabileceğinizle ilgili tavsiyelerime
geçmeden önce biraz da Kaşmir’in nerede ve nasıl bulunduğundan, şu an durumunun
nasıl olduğundan da bahsetmek istiyorum. Dedim ya biz çok şanslıydık diye. Melek
gibi bir insana denk gelmiş benim oğlum. O sebeple Sayın Meral
Taşdelen’e ne kadar teşekkür etsem azdır. Kendisi Kaşmir’imizi
Kemerburgaz’da (evet! Ta Kemerburgaz’da) yaralı halde hatta büyük ihtimalle de
ölmek üzereyken bulmuş. Onu o halde görüp de orada bırakmaya yüreği elvermeyince
alıp önce veterinere götürmüş, sonra da almış bakmış. Hem de zaten kendisinin 5
tane köpeği olmasına rağmen. Kendisine bir can borcum var benim.
Kaşmir şu an için hala iyileşme sürecinde. Bir sürü yarası beresi var.
Façasını fena çizdirmiş. Ayrıca soğukta kaldığı için bazı rahatsızlıkları var
ama hepsi geçici çok şükür ki. Tedavisi devam ediyor. Eve ilk geldiğinde çok
durgundu bizim alışık olduğumuzun çok ama çok tersine. Sevincimiz biraz buruk
kaldı. Ama annemle babamın aşırı şımartma kürünün sayesinde bizim velet günbegün
eski arsız formuna kavuşuyor. Kısa bir süre sonra her şey eski haline dönmüş
olacak diye düşünüyorum.
Şimdi gelelim köpeğinizi ararken neler yapılabileceğine;
Öncelikle kaybolduğu yerin çevresinde onu arayın!
Kaşmir kaybolur kaybolmaz ilk yaptığımız şey tabi ki onu etrafta aramak oldu.
Kaşmir sabah 10-11 arası kaybolmuştu ve biz yaklaşık 10 saat boyunca tüm çevrede
onu aradık. Her yere sorduk soruşturduk. Bir kaç km çapındaki alanı hem arabayla
hem de yaya olarak taradık.
Kayıp ilanı bastırın!
Ben Kaşmir’in kaybolma haberi uzerine onu aramaya başlamadan once ilk olarak
Kaşmir’in resminin bulunduğu bir ilan hazırladım ve çok sayıda bastırdım.
Kaşmir’i ararken aynı zamanda asabildiğimiz her yere bunları astık. Nerelere
astık derseniz; hedef maksimum sayıda insana ulaşmak olduğundan tüm otobüs
duraklarına, market kapılarına, taksi duraklarına, çevredeki binaların
kapılarına, kafelere, parklara, vs… vs… aklımıza gelen her yere bu ilanlardan
astık. Tanıdıklarımıza verdik ki onlar da yakın çevrelerine dağıtsınlar
diye.
İlanın içeriği ile ilgili olarak biraz detay vermem gerekirse; mümkünse
ilanda ödül “belirtmekte fayda var çünkü bulan insanlar her
zaman çok iyi niyetli olmayabiliyor. Ödül, özellikle de para ödülü, insanların
dikkatini çekmesi açısından önemli bir kıstas oluyor. Buna ek olarak, mutlaka
size her zaman ulaşılabilecek bir cep telefonu numarası da
ilana yazmayı unutmayın. Evet, taciz telefonları da geliyor. Evet, çok abuk
sabuk saatlerde de aranıyorsunuz. Evet, telefonunuz gerekli gereksiz hiç
susmuyor ama hepsine değer sonundaki mutluluk. O yüzden çekinmeden bir cep
telefonu numarası yazın ve sizi arayan herkese mutlaka cevap verin. Unutmayın
ki, bu gelecek telefonlardan birçoğu sizin köpeğiniz olmayacak olabilir ama
hangisinin sizin köpeğinizle ilgili olduğunu da bilemezsiniz. Motivasyonunuzu
kaybetmeden telefonları yanıtlamaya ona ulaşana kadar devam etmelisiniz.
Mutlaka polise gidin!
Biz ilk gün gitmedik karakola ama keşke ilk gün gitseydik dedik. Açıkçası
aklımdan “Polis insanlarla ilgili şeylere yetişmekte zorlanıyor, köpekle nasıl
uğraşsın!” diye geçirmiştim ama köpeğinizin kaybolduğundan %100 emin olur olmaz
polise gidip köpeğinizin kaybolduğunu bildirin. Polisler bizimle gerçekten
ilgilendiler. Hemen ilk iş olarak etrafta mevcut olan mobese kameralarında
herhangi bir şey görünüyor mu diye kamera kayıtlarının 2şer saatlik
periyotlarını incelettiler bizim için.
Ne yazık ki bizim için bu kameralardan birşey çıkmadı ama sizin için çok
yardımcı olabilir diye düşünüyorum.
Etrafta başka kamera var mı onu araştırın!
Bu da ipucu bulmak açısından çok önemli olabilir. Bizim elimizde hiç ipucumuz
yoktu ve o sebeple çok zorlandık. Artık konutların, bankaların, marketlerin,
okulların, hatta küçük esnafın bile güvenlik kameraları mevcut. Ne yapıp edip
çevredeki kameraları inceleyin. Bizim ki ne yazık ki açık bir alanda kaybolduğu
için mobese kameraları dışında herhangi bir kamera görüntüsü yoktu elimizde.
Mobese kameralarından da bir şey çıkmayınca çok zorlandığımızı söylemem
gerek.
Çevrenizdeki binaların görevlileriyle konuşun!
Yakın çevrenizdeki apartmanların ve binaların görevlileriyle konuşarak o
binaya sizin köpeğinize benzer bir köpeğin gelip gelmediğini sorabilirsiniz.
Belki yakın çevrenizde bir şekilde köpeğinizi bulup da evine alan birisine bu
şekilde ulaşabilirsiniz.
Arama – kurtarma ekipleri!
Şimdi söyleyeceğim şey gerçekleştirmesi biraz zor bir madde olabilir herkes
için. Ben böyle bir olasılığı öğrendiğim de zaten yanlış hatırlamıyorsam Kaşmir
kaybolalı 17 gün olmuştu ve çok geç kalmıştık bu ihtimal için ama ilk 24 saat
içinde haber vermek kaydıyla arama – kurtarma köpekleriyle köpeklerin de
aranabileceğini öğrendim bir tanıdığımdan. Eğer sizin de böyle bir tanıdığınız
varsa ondan ya da yoksa bile bu tip dernekleri arayıp onlardan yardım alarak
köpeğinizi arayabilirsiniz. Belki de en çabuk böyle ulaşabilirsiniz köpeğinize.
Ama en başında da dediğim gibi bu tip bir arama yaptırmak çok da kolay
olmayabilir herkes için. Yine de şansınızı mutlaka deneyin derim.
Sosyal medyanın gücünden faydalanın!
Bir başka önerebileceğim yöntem de bir o kadar efektif hatta bence en en
önemlisi yöntemler arasında; “internet ve sosyal medya”. Sanal
âlem doğru kullanılabilirse maksimum sayıda insana ulaşmak açısından kesinlikle
en önemli yöntemdir. Mesela bastırdığınız ilanlarla kıyaslarsam eğer, ilanlar
sadece ilanı astığınız lokasyonda size yardımcı oluyor ama internet tüm
Türkiye’de hatta dünya çapında size yayılma şansı veriyor. O sebeple de efektif
kullanmayı başarabilirseniz size çok yardımcı olacak ki bize de facebook
sayesinde ulaştılar. Facebook ve twitter
üzerinden de hazırladığınız ilanın digital halini mutlaka paylaşın. Ayrıca bir
metin hazırlayarak mail listenizdeki tüm insanlara bu maili gönderin. Ve
yayılması için gerekiyorsa baskı yapın. Benim fikrimce insan kesinlikle
ayırmayın. Herkese gönderin. Unutmayın ki hiç beklemediğiniz bir yerden ve bir
şekilde size ulaşabilirler.
En klasik yöntemlerden bir başkası da “gazete ilanı”
vermektir!
Biz bunu iki şekilde yaptık. İlk olarak yine bir tanıdık sayesinde Akşam
Gazetesi’nde resimli küçük bir gazete ilanı bastırdık. İkinci olarak da yakın
bir arkadaşım sayesinde Hürriyet Gazetesi’nde Güzin Abla köşesinin yazarı
Sayın Feyza Algan ile temasa geçtik. Feyza Hanım sağ olsun çok
sıkı bir hayvan sever ve bizim ilanımızı yayınlama nezaketini gösterdi.
Kendisine de buradan tekrar teşekkürlerimi gönderiyorum.
Eğer siz bir şekilde bir tanıdık bulamıyorsanız böyle bir ilanı ücreti
karşılığı da gazeteye verebilirsiniz. Biraz tuzlu oluyor ne yazık ki ama çok
fazla geri dönüş oluyor. Bu sebepten de bu bedele fazlasıyla değer.
“Televizyon”!
İnsanlara ulaşmanın başka ama klasik yöntemlerden biri de tabiki televizyon!
Başarabilirseniz bir şekilde televizyonda ilanınızı yayınlatmayı, kesinlikle çok
büyük bir kitleye ulaşmış olacaksınız. Sağ olsun bu konuda da
Sayın Derya Baykal bize çok büyük bir iyilik
yaparak kendi programında bizim kayıp ilanımızı yayınladı. Kendisi bu tip
konularda çok hassas ve yardımcı olabilmek için gerçekten çaba sarf ediyor.
Kendisine ve ekibine buradan da tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Onun yaptığı
anons sayesinde programı izleyen insanlar arasından bize yardım etmeye çalışan
insanlar çok oldu.
Çevrenizdeki veteriner hekimleri aramayı unutmayın!
Köpeğinizi bulan kişinin ilk yapacağı şeylerden biri de çok yüksek ihtimalle
bir veterinere götürerek kontrol ettirmek olacaktır. Bu sebeple öncelikle yakın
çevredeki sonra da ulaşabileceğiniz tüm veteriner hekimleri ve pet shopları
aramak çok önemli. İstanbul veteriner hekimler odasının web sayfasında kayıtlı
veterinerlerin telefon listesi mevcut. Oradan hepsine ulaşabilirsiniz.
Barinak ve barinak gönüllüleriyle temasa geçin!
Ulaşabildiğiniz tüm barınakları mutlaka ve mutlaka arayın. Barınak
gönüllüleriyle iletişime geçin. Hatta ve hatta mümkünse gidebildiğiniz tüm
barınakları ziyaret edin. Ve bunu sık sık tekrarlayın. Biliyorum bu çok kolay
bir şey değil. Ama sonunda yavrunuza tekrar kavuşmak var! Bunu aklınızdan hiç
çıkarmadan yolunuza devam etmeniz gerekiyor. Eğer sık sık ziyaret edemiyorsanız,
yeni bulunan köpekler hakkında güncel bilgileri almak açısından barınak
gönüllüleriyle iletişime geçmek ve bağlantınızı onlarla koparmamak size çok
yardımcı olacaktır.
Köpeğinizin çipini kontrol ettirin, eğer yoksa çip
taktırın!
Bu aslında mikroçipler çok faydalı bir takip yöntemi olabilecekken hala
devletin oturtturamadığı bir sistem ne yazık ki. Dünyanın birçok ülkesinde bu
sistem zorunlu tutulurken biz de hala değil. Deri altına enjekte edilen, boyutu
pirinç tanesi kadar olan ve bir numara bilgisini içeren mikroçip sayesinde kayıp
bir köpek bulunduğunda o köpeğin sahibine ulaşmak mümkün olabiliyor. Ne yazık ki
şu an tüm numaraların bulunduğu bir bilgi bankası kurulamadı. Ancak birkaç tane
web sitesinde ayrı ayrı kayıtlar tutuluyor. Aslında İstanbul büyükşehir
belediyesi’nin de bir sayfası var ama bir itilaf yüzünden sistem şu an kapalı
olduğundan mevcut bilgi bankasına ulaşmak mümkün olmuyor. Eğer köpeğinizin çipi
varsa en azından bulunduğu zaman sizin olup olmadığından emin olmanıza yardımcı
oluyor ya da eğer köpeğiniz çalındıysa çalan kişilere karşı elinizde bir kanıt
bulunuyor. Bu anlamda önemli çip mevzusu. Duyduğuma göre kısa bir süre içinde
mikroçip uygulamasına zorunluluk getirilecek. Böylece de herhangi bir kayıp
vakasında köpeğinize ulaşmanız daha kolay olacak. Gerçi şu an için çip
taktırmanızı tavsiye etmiyorum çünkü mevcut çipler atıl kalacakmış ve yeni çip
takılması gerekecekmiş tüm köpeklere ama sonunda işimizi kolaylaştıracağından bu
uygulamayı sonuna kadar destekliyorum.
Sanırım tavsiye edebileceklerim bu kadar. Umarım yararlı olur.